Home / Gezi Rehberi / Zeugma Mozaik Müzesi

Zeugma Mozaik Müzesi

Ağırlıklı olarak Roma uygarlığından izler taşıyan bölgede yapacağımız gezinin son durağını ise, dönemin sanat üssü Zeugma Antik Kenti oluşturuyor. Renkli taşların dile geldiği güzergahta sayısız tabiat güzelliğine, inanç merkezlerine misafir olacak, sanat ve kültürün merkezi Zeugma’nın inşaasında rolü olan taş ocaklarında uygarlığın izlerini süreceğiz.

Zeugma Antik Kenti ve Mozaik Müzesi, Türkiye’nin arkeoloji alanındaki zengin birikimini dünya mirasına sunulacak zenginlikte sergileyerek 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü.

Zeugma Antik Kenti’nin yeniden canlandırıldığı Zeugma Mozaik Müzesi, aradan geçen yıllara, onca savaş ve yıkıma rağmen hala ihtişamını koruyan bir kentin yansıması olarak İpekyolu olarak bilinen E-400 karayolu üzerinde inşa edilmiştir. Müze teşhirinde; o dönemde kentte yaşayan insanların inançları, kültürü ve günlük yaşantısını geçirdiği ortam birebir mimarisine uygun olarak, sokağı, çeşmesi, duvarı ve tüm yapı taşları ile gerçek ölçüsünde ziyaretçilere sunulmaya çalışılmıştır. Zeugma Mozaik Müzesi, yıl boyunca pazartesi günleri hariç, hergün 09:00-17:00 saatleri arasında ziyaretçilerini bekliyor.

Milattan önce 300 yılında, Kommagene uygarlığı tarafından kurulan ve Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdikten sonra hızla büyüyen Zeugma, döneminin en büyük ve canlı şehirlerinden biri haline gelmiştir. Şehir halkının, zenginliğin ve gücün simgesi olarak yaptırdığı mozaikler kentin yıkılmasıyla toprak altında derin uykuya dalmış, yaklaşık 2300 yıl sonra gün yüzüne çıkarılmalarının ardından tüm dünyanın hayranlığını kazanmıştır.

Geçmişin muhteşem kenti Zeugma’nın sanatsal ve kültürel yönü ile günlük yaşamının detaylarının ziyaretçilere aktarılması üzerine kurgulanarak projelendirilen müze toplam 30 bin m2 alan üzerine inşa edilen 3 ayrı binadan oluşmaktadır. 3 katta bulunan toplam 7.075 m2 sergi salonunun yanısıra toplam 1.160 kişi kapasiteli 5 konferans salonu ile idari ve hizmet birimlerinin yer aldığı müze kompleksi her yaş grubundan ziyaretçilerin ilgisini çekecek unsurlarla donatılmıştır.

Müzedeki eserler Zeugma antik kentindeki konumlarına göre yerleştirilmiştir. Fırat nehrine en yakın konumda bulunan mozaikler girişte, kentin teraslarına doğru yükselen yerlerde bulunanlar ise sırasıyla sergilenmiştir. Zemin katta sergilenen Roma hamamına ait mozaikler, Birecik Barajı gövdesinin hemen altından çıkarılmıştır. Zeugma Tepesi’nin üzerindeki tapınakta yer aldığı tahmin edilen Athena Heykeli, müzenin hemen girişindeki alana yerleştirilmiştir.
Zeugma Müzesi’nin iç mekanında ise, ilk girişte Kommagene Kralı Antiokhos’un hükümranlığını pekiştirmek ve yönetim planını oluşturmak amacı ile yaptırdığı, Herakles ve Helios betimli antlaşma stelleri bulunmaktadır.

Zeugma aslında bir Kommagene kentidir. M.Ö. 31 yılında kentin yönetimi Roma İmparatorluğuna’na verilmiştir. Bu nedenle gezi sirkülâsyonu Zeugma’nın kaderini belirleyen antlaşmanın belgeleri niteliğindeki Antiokhos’un Tokalaşma Stelleri ile başlamıştır. İkiz villalar olarak adlandırılan Poseidon ve Euphrates villaları; orjinal mozaikleri, duvar resimleri, çeşmeleri, sütunları ve duvarlarıyla aslına uygun olarak müzede canlandırılmış, 2 bin yıl öncesinden bir kesit günümüze taşınmıştır.

Müzedeki çarpıcı eserlerden biri de tıpkı Zeugma’da olduğu gibi kaideli bir sütun üzerinde sergilenen savaş tanrısı Mars heykelidir. Bir elinde tuttuğu mızrakla savaşın, diğer elindeki dallarla bahar mevsiminin simgesi olan Mars heykeli, mükemmel işçiliği ve estetiğiyle dikkat çekmektedir. Mars Heykeli 2000 yılı kazılarında Poseidon villasında bulunmuştur. Müzeye hâkim, her kattan rahatlıkla görülebilen Mars Heykeli, Zeugma’da olduğu gibi, müzenin de koruyucusu konumunda, sergi teşhir projesinin en önemli eserlerinden biri olarak yerini almaktadır.

2. katın ilk bölümünde Çingene Kızı ismi verilen ve hem Zeugma, hem de Gaziantep’in sembolü haline gelen Menad mozaiği için yapılan özel oda bulunur. Labirent şeklinde tasarlanan gizemli oda, Çingene kızının mahzun bakışlarını ön plana çıkarır. Odanın duvarında Mainad Mozaiği’nin bulunduğu ve kaçakçılar tarafından büyük oranda tahrip edilen mozaik yer almaktadır. Mozaik içerisinde Mainad’ın yeri eserin orijinal boyutundaki bir fotoğraf ile gösterilerek eski eser kaçakçılarının eserler üzerinde nasıl tahribatlar yaptıkları konusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır.

Villaların izlenmesini sağlayan köprünün geçilmesinin ardından Bizans dönemi kilise mozaiklerinin sergilendiği bölüm başlar. Zeugma ekolünün devamının görüldüğü mozaikler Gaziantep çevresindeki kiliselerde ele geçirilmiştir. Müzenin 2. katındaki 2. bölüm ve ek binada 6. yüzyıla kadar devam eden mozaikler sergilenir. Ek binanın en önemli özelliği ortasında bulunan boşlukta oluşturulan mozaik restorasyon laboratuarıdır. Bu bölüm aynı anda 350 m2 mozaiğin restorasyonunun yapılabileceği yaklaşık 1500 m2’lik bir alanı kapsamaktadır. Binanın bodrum katında bulunan cam ile çevrili laboratuar, çalışmaların giriş  ve birinci kattan ziyaretçiler tarafından kolaylıkla izlenmesine olanak sağlamaktadır.

Müzede yapılan kronolojik sergileme sonucunda, bilim insanları ve ziyaretçiler M.S 1. yüzyıl ile M.S. 6. yüzyıl arasında inanç, kültür ve sosyo ekonomik yapıdaki değişim sürecini mozaikler üzerinde izleyebilmektedir. Bu özelliği ile müze dönemin daha iyi analiz edilebilmesi açısından  eşsiz bir imkan sunmaktadır.

Dünyanın en büyük mozaik müzesi olarak nitelendirilen Zeugma Mozaik Müzesi; restorasyonu yapılarak teşhir edilen 2.248 m2 mozaik ve 140 m2 duvar resmi başta olmak üzere çeşmeler, sütunlar, lahitler ve mimari parçalarla zamanının en popüler şehirlerinden Zeugma’nın yeniden ayağa kaldırıldığı, adeta yaşayan bir sergileme alanıdır.

About admin

Bir cevap yazın