Home / Bilgi Defteri / Esnaf Sahresi

Esnaf Sahresi

ESNAF SAHRESİ

Ahi Geleneğinin İzinde Esnaf Sahreleri

Ahilik teşkilatı; XIII. yüzyılın ortalarından başlayarak Anadolu Türkünün hayatını sosyal, ekonomik, ahlâki, dinî, kültürel ve siyasi yönlerden şekillendirmiştir.
Ahilik prensipleri, yüzyıllar boyunca özelde esnaf ve sanatkârımız, genelde Türk insanı için adeta şaşmaz bir klavuz olmuştur.

Ahilik; ticari ve toplumsal ilişkilerde, dürüstlük, güvenilirlik, iş ve meslek ahlâkına saygı, hak ve hukuka riayet etme, saygılı, şefkatli, güler yüzlü olma ilkelerini esas almış ve bir yaşam tarzı olarak kabul etmiştir. Türklere özgü bir kurum olan Anadolu Ahiliğini yaratan bu değerler, o dönemin yozlaşmış, parçalanmış, kimliğini kaybetmiş ve fakirleşmiş Anadolu Türk Boylarına; birlik, kardeşlik, dostluk, hoşgörü ve insan sevgisini esas alan bir anlayışla, bir çatı altında birlikte yaşayabilmeyi, iş ve meslek sahibi olabilmeyi öğretmiştir.

Ahiliği, tarihi görevini gerçekleştirmiş ve yine tarihin karanlıklarına gömülmüş bir kurum olarak görmek büyük bir hata olur. Zira Ahilik, insanlığın her zaman ve zeminine hitap edecek malzemeye sahip, çağlar üstü bir değerler sisteminin adıdır.

Ahilik kurumunun toplum üzerinde bıraktığı derin etkilerin izlerini günümüzde de görmekteyiz.

Gaziantep il ve ilçelerinde düzenlenen Esnaf Sahrelerinin tarihi Ahilik teşkilatı bünyesinde bulunan bazı faaliyetler ile benzerliği, hatta aynı olmaları söz konusudur.

Ahi teşkilatlarının sosyal faaliyetlerinden olan “ziyafet toplantıları” esnaf sahreleri ile benzerlik göstermektedir. “Yıllık Adli Toplantı” adıyla anılan bu organizasyon yılda bir kez Ahi birlikleri tarafından şehir dışında mesire yerlerinde yapılırdı.

Ahilik teşkilatlarının işleyiş kurallarını anlatan fütüvvet-namelerde “Sofra Çekme” eski esnaf sahreleri ile benzeşmektedir. Ayrıca bir makamdan diğer makama (çıraklıktan-kalfalığa, kalfalıktan-ustalığa) geçen Ahilerin Şed Kuşatma merasiminden sonra sofra çektikleri, ziyafet verdikleri bilinmektedir. Tüm bu benzerliklerin yanında Ahi birliklerinin faaliyette bulunduğu şehirlerde, aynı meslek dalında faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârların genellikle bir çarşısı vardır. Bedesten, Arasta… çarşısı gibi isimler verilen bu yerlerde aynı iş koluna sahip dükkanlar bulunur, çarşısı olan esnafın başka yerde dükkan açmalarına izin verilmezdi. Gaziantep’te de tarihi çarşılarda bu uygulama gözlenmektedir. Tüm bu göstergeler Gaziantep ve çevresinde geçmişte Ahilik kurumunun varlığına delil olmaktadır.

Coğrafi Konum:
Belgeselimizin ana mekanını Gaziantep ve ilçelerinde bulunan mesire yerleri oluşturmaktadır.
Esnaf Sahresi geleneği tespit edebildiğimiz kadarı ile yalnızca Gaziantep ve çevresinde görülmektedir.
Geçmiş dönemlerde Esnaf Sahresi için tercih edilen başlıca mekanlar arasında; Kavaklık, Alleben, Sarıgüllük, İncilipınar, Dutluk, Nurgana ve Yedisöğüt yer almaktadır.
Esnaf Sahreleri (meyvelerin olgunlaşmaya başladığı dönem olması dolayısıyla) Mayıs ayı ile Ağustos ayları arasında tertip edilir.

Tarihçe:
Sahre kelimesi, Arapça kır, ova, çöl anlamına gelen “sahra” kelimesinin Gaziantep’teki söyleniş biçimidir. Kelime yörede yalnızca söyleniş farklılığına uğramamış, aynı zamanda bir geleneğe bağlı olarak, Arapça aslından anlam genişlemesine uğrayarak kırlık alana gitmek, piknik yapmak, mesire günü gibi anlamlar da kazanmıştır.

Sahre kelimesi Türk eğlence kültürünün bir parçası olarak değerlendirebileceğimiz pikniğe gitmenin yöredeki adlandırılışıdır. Sahreler gidilen mevsime, süresine ve katılan guruba göre çeşitli adlar almaktadır. Sonbaharda gidilen sahrelere “Gazel Çeyneme”, bir günden fazla kalınan sahrelere “Yatılı Sahre”, Nevruz ve Hıdırellez günlerinde gidilen sahrelere “Mevsim Sahresi” denilir.
Belli bir meslek gurubu tarafından yılda bir kez düzenlenen sahre geleneği ise “Esnaf Sahresi” olarak adlandırılmaktadır.

Sabahları garbi değer çimene
Öğlen bile güneş değmez tepene
Esnaf burada sahre eder her sene
Usta çırak dil-şâd eden Alleben

Seyfi YURTSEVEN

Alleben kenarında bir Esnaf Sahresinin anlatıldığı bu mısralarda şair unutulmaya yüz tutan gelenek çerçevesinde usta çırak ilişkisine dikkat çekmektedir.

Humanızın sırası
Ver harfene parası
Hiç gönülden çıkar mı
Bu sahrenin sefası

Tutluk vakti dediler
Eşeklere bindiler
Ver elinizi yollar
Tutla kaymak yediler

Tudun gölgesi koyu
Türk oğlu Türk soyu
İşte bunlardır huyu

Nermin GÜLCÜK

Sahre Türküsü ise, esnaf sahresi geleneğinin yanısıra bölge insanının sahre tutkusunu en iyi şekilde yansıtmaktadır. Sahre geleneği yöre insanının hayatında eğlence ve sosyalleşme bağlamında önemli bir yer tutmaktadır. Zanaatkarlarca organize edilmeyen sahreler eğlence kültürü içinde değerlendirilir. Esnaf sahreleri ise, esnaf ve sanatkar odalarının yaptırımıyla bir anlamda katılması mecburi olan faaliyetlerdir.

Üstelik Ahi geleneğinin bir devamı niteliğinde değerlendirebileceğimiz Esnaf Sahreleri sahip olduğu anlam zenginliği ve uygulanan kurallar dikkate alındığında basit bir piknik faaliyetinin ötesine geçmektedir.

Aynı meslek gurubunda bulunan zanaatkarların bir araya gelmelerini sağlayan esnaf sahrelerinin kökeni aslında Ahilik Teşkilatına kadar uzanmaktadır. Esnaf Sahreleri Ahi Teşkilatının sosyal faaliyetleri kapsamında yer alan ziyafet toplantıları olarak adlandırılan uygulamayla parelellik göstermektedir. (Yıllık Adli toplantı yılda bir kez Ahi birlikleri tarafından, şehir dışında mesire yerlerinde yapılır. Bu toplantıyı her esnaf değişik günlerde tertip eder. Tüm üyelerin katıldığı bu toplantılar sabahın erken saatlerinde başlar, akşama kadar sürer.)

Kaynak kişiler, Esnaf Sahresi geleneğinin 1920’li yıllardan bu yana devam ettiğini ifade etmektedir. Esnaf sahresinin tarihi ise genellikle çırak ve kalfalar tarafından tayin edilmektedir. Bu ustaya saygının bir gereğidir. Zira zamanı geldiği halde ne çırak, ne de kalfa “Usta Esnaf Sahresi’ne gitmeyecek miyiz?” diye sorma cüretini kendinde bulamaz.
Ulaşılan kaynak kişiler ustaya saygının nişanesi olan bu geleneği şöyle anlatmaktadır:

“Usta gelir. Sabahleyin bismillahirrahmanirrahim diye dükkanı açacaktır. Elini anahtara atar, asma kilit açılmaz, içine ya çöp sokulmuştur, ya çamur doldurulmuştur. Hatta demirci esnafında kilidin içerisine demir çakmak adettendir. Anahtar deliğine çivi çakmak ya da kurşun dökmekte yine tercih edilen yöntemler arasındadır. Usta kilidi açamayınca, demek ki Esnaf Sahresinin vakti geldi der.

Bu durum bir çok dükkanda da aynı şekilde tekrar eder. Ustalar bu durum karşısında esnaf şeyhine (günümüzde oda başkanlarının konumu) ulaşarak sahre gününü ve yerini tayin ederler.”

Yine sözlü kaynaklar vasıtasıyla ulaştığımız bir başka bilgi şu şekilde: O gün tüm esnaf dükkanını kapatmak zorunda olduğundan halkın acil ihtiyaçlarının karşılanması için toplanarak aralarında en çok parayı veren esnafa, o gün dükkanını açma hakkı tanınır. “Çarşı Satma” denilen bu uygulamada elde edilen gelir ise Esnaf Sahresinin düzenlenmesinde harcanır.

Bir eğlence formatında vuku bulan bu gelenek, bir nevi esnaf kongresi niteliğindedir. Zira bu organizasyonlarda yalnızca şarkı ve türküler eşliğinde, oyunlar oynanıp, güreş tutulup, yemek yenmez. Esnaf Şeyhi ve ustalar eşliğinde birbirine dargın olan esnaflar barıştırılır, hakkın rahmetine kavuşan eski ustalar yadedilir, adlarına mevlitler okutulurdu. Ölen bir esnafın ailesine veya düşkün haldeki çalışamayan esnafa yardım toplanır, esnaf birliğinin seçimleri ve önemli kararları burada alınırdı. O iş kolunda başgösteren sıkıntılar dönemin en tecrübeli ustaları ile paylaşılır, çözüm yolları aranır. Esnaflar arasında iş kolu ile ilgili yarışmalar (en hızlı ve en muntazam dikiş diken terzi, berber, kasap…) düzenlenirdi.

Kalfalar için ise, daha büyük bir önem arzeder esnaf sahreleri. Kendi dükkanını açmak isteyen kalfalar evvela ustasının rızasını almalı, daha sonra ustasının aracılığı ile esnafın rızasını almalı idi. Ancak bu şekilde kendi dükkanını açabilirdi.

Esnaf Sahresinde usta, kalfasının bu isteğini şöyle dile getirirdi:

“Ustalar benim yanımda falan köylü Hasan var. Bu 5-10 senedir yanımda. Mesleği tam olarak yapabilecek kabiliyettedir. Dürüst, namuslu, hörmet bilir, efendi bir yiğittir. Buna dükkan açacağız, ne dersiniz.” Ustanın verdiği izahata göre diğer ustalar fikirlerini belirtir. Sahre sonunda haber verilir ve o kalfalar dükkan açarlar. Bu sahrelerde yetişmiş kalfalara heyet huzurunda iş yeri açabilmesi için tavsiyelerde bulunulur ve maddi yardım yapılırdı. Olumsuz bir karar çıkar ise karşı gelinmez, usta yok dediği zaman tamamdır diyerek kabul edilir. Zira her parası olanın, her canı isteyenin dükkan açması o zamanın kanunlarına göre mümkün değildi.

Esnaf sahresi aynı zamanda bir mahkeme işlevi görmekteydi. Öyleki işini dikkate almayan, hatalı üretim yapan esnaflar bu organizasyon içerisinde cezalandırılırdı. Yapılan hata nispetinde bazen ikaz edilir, bazen ise dükkan kapatma cezası uygulanırdı. Dükkan kapatma cezasına “başire kesmek” denilirdi. Bu şekilde cezalandırılan ustanın dükkanından ne diğer esnaflar, ne de halk kati suretle alışveriş yapmazdı. Taki hatasını düzeltinceye kadar.

Esnaf Sahreleri, dinamik yapıya sahip bir sözlü kültür ürünü olarak geçtiğimiz 10-15 yıla kadar canlılığını korumuş, şimdilerde ise yaşamaya çalışan bir gelenektir. Bugün gelenekten uzaklaşmaya doğru giden süreçte değişen ihtiyaçlar, değişen eğlence anlayışı, bireyselleşme ve toplumsal baskılardan etkilenmeme gibi sebepler etkili olmaktadır. Üstelik günümüz çırak ve kalfaları kırlık alanda güreşmek yerine otobanda motosiklet yarıştırmayı ya da internette sörf yapmayı tercih etmektedir. Ancak neredeyse 1 asır varlığını sürdüren bu gelenek kısmende olsa yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Sahre geleneği 1964 yılı Ticaret ve Sanayi Kanunu’nun ilgili maddesinde ifade edilen “Esnaflar arasındaki gelenek ve teamülün devam ettirilmesi” maddesiyle resmiyete taşınmıştır.

Kaynak : http://esnafsahresi.com

About admin

Check Also

Instagram’da ürün satışı yapmak isteyenler nelere dikkat etmeli?

Sosyal medyanın güçlü bir pazarlama aracı olarak öne çıkması ile birlikte birçok marka ve bireysel …

Bir cevap yazın